Hikaye, Masal, 7-12 Yaş, Okul Öncesi, Çizgi-Roman, 100 Temel Eser,
tüm kategoriler ...
Diğer Dinler, Mitolojiler, İslamiyet, Diğer, Tarih,
tüm kategoriler ...
100 Temel Eser, Klasik Divan Edebiyatı, Mektup-Anı-Anlatı-Günlük, Şiir (Yerli), Çizgi Roman, Diğer,
tüm kategoriler ...
Bilim Kurgu/Fantazya, Doğu Klasikleri, Polisiye-Macera-Gerilim-Korku, Tarihi, Yerli,
tüm kategoriler ...
Dil Öğrenimi, Hukuk, Annelik,Babalık ve Aile, Çocuk Eğitimi ve Bakımı, Sınavlara Hazırlık Kitapları,
tüm kategoriler ...
Parapsikoloji, İş Dünyası, Pazarlama Satış, İşletme, İnceleme Araştırma, Küreselleşme, Kuram,
tüm kategoriler ...
Doğu Felsefeleri, Etik, İslam Felsefesi, Bilim Felsefesi - Yöntem Bilim, Filozoflar-Düşünürler, Felsefe Metinleri, Siyaset Felsefesi, Felsefe Tarihi,
tüm kategoriler ...
İletişim Medya, Kişisel Gelişim, Biyografi - Otobiyografi - Monografi, Dilbilim, Kadın-Erkek, Astronomi, Aile Seti-Faydalı Kitaplar,
tüm kategoriler ...
Alevilik-Bektaşilik, Siyer-Hz.Muhammed, Kuran Üzerine İncelemeler, Tefsir-Meal, Kişiler, İmam Gazali Külliyatı,
tüm kategoriler ...
Les-Ales, Diğer Sınavlar, Kpds-Üds-Yds, KPSS, Öss, YGS-LYS, YGS, LYS,
tüm kategoriler ...
Bölgeler-Ülkeler, Siyasal Hayat-Türkiye, Terör-Mafya, Araştırma-İnceleme, Uluslararası Siyaset - Dış Politika, Siyasal Sistemler, Kuram, Mustafa Kemal ATATÜRK,
tüm kategoriler ...
Antropoloji-Etnoloji, Kadın Kitapları, Bilim ve Kültür, İnceleme Araştırma, Kültür Tarihi,
tüm kategoriler ...
Arkeoloji, Türkiye, Araştırma-İnceleme, Kişiler, Türk ve Osmanlı Tarihi, Belgeler,
tüm kategoriler ...

En Yeni Kitaplar

En Çok Satan Kitaplar




Yetiştirme yurdu anıları

Âlim Yavuz, Timaş Yayınları'ndan çıkan Şatom: Benim Üzgün Yurdum adlı kitabını neden yazdığını anlattı.

 

Yetiştirme yurdu anıları

Yetiştirme yurtları özelinde sosyal hizmet kuruluşları ayın karanlıkta kalmış yüzüdür. O karanlık bölgeden aydınlık bölgeye geçenler, ne yaptıkları yolculuğa ilişkin, nede aydınlık bölgede yaşadıkları şaşkınlığa ilişkin bir unutkanlık yarışına giriyorlar.

Alim Yavuz, Timaş'tan çıkan Şatom: Benim Üzgün Yurdum kitabıyla adım atmıştı yazı hayatına. Yetiştirme yurdundan büyümüş ve şimdilerde bir Yetiştirme Yurdu'nun ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi'nin müdürlüğünü yapıyor. Uzun zamandır meşgul... Biz de meşguliyetlerini ve neler yaptığın sorduk.

Sizi, sizin ağzınızdan yakından tanımak istiyoruz...

1974 yılında Giresun'un Şebinkarahisar ilçesine bağlı Dereköy köyünde doğmama rağmen aynı coğrafyada büyümek kısmet olmamıştır. Önce silüetsiz hasretim sevgili validemin, sonra da tam lazım  olduğu dönemde babamın vefat etmesinden dolayı yetiştirme yurtlarında büyüdüm. Halen bir sosyal hizmet uzmanı olarak kimsesiz olan ruhsal ve zihinsel engellilerin barındığı devlete bağlı bir rehabilitasyon merkezinde müdürlük yapıyorum. Evliyim. Cömert Rabbimin hazinesinden payıma 2 güzel küçük kız emaneti bahşedilmiş bulunmaktadır.

Yetiştirme yurdu anılarınızı anlattınız ilk kitabınız: Şatom: Benim Üzgün Yurdum ile. Nerden esti böyle bir kitap yazmak?

Yetiştirme yurtları özelinde sosyal hizmet kuruluşları ayın karanlıkta kalmış yüzüdür. O karanlık bölgeden aydınlık bölgeye geçenler, ne yaptıkları yolculuğa ilişkin, nede aydınlık bölgede yaşadıkları şaşkınlığa ilişkin bir unutkanlık yarışına giriyorlar. Üniversitede aynı dönemde okuduğumuz ve aynı yetiştirme yurdunda büyüdüğümüz bir abi okul boyunca sırrını faş etmemden korktu. Çünkü ben her yerde göğsümü gere gere söylüyordum yaptığım yolculuğu.

Bu ve benzeri gözlemlerim, yetiştirme yurtları hakkındaki pek de hoş olmayan kötü şöhretle bir araya gelince bir sorumluluk haline geldi kitap yazmak. İlk gençlik dönemimdeki "25-30'lu yıllarda bir kitabım yayınlanacak" ideali de bu sorumluluk ateşine sürekli odun taşımıştır.

Okumayla, kitaplarla aranız nasıl Şatom: Benim Üzgün Yurdum'da her bölümün başında bir yazardan ya da şairden alıntı vardı mesela. Yazar ve şairleriniz kimler?

Kulakları çınlasın ilkokul öğretmenim İbrahim Cengiz'in rahle-i tedrisinde tıfl-ı mektep iken kulaklarımıza taktığı küpeyi dimağımda hala saklarım: "çocuklarım ne bulursanız okuyun, yerde kağıt görürseniz alın, üzerinde ne yazıyor okuyun, sonra çöpe atın." Bir refleks oldu sonra okumak. Ayrım yapmadan okudum. Bir şansım büyük bir kütüphanesi olan Akpınar Öğretmen Lisesinde yatılı okumam. Bütün boş vakitlerimde, Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun, Mustafa Niyazi Sepetçioğlu'nun, Yavuz Bahadıroğlu'nun kahramanlarına arkadaşlık yaptım.

Yazar ayırımım yoktur. Ama okurken, konularına hakimiyetleri ve yazılarının içeriği itibariyle bilgi mürekkeplerini damarlarıma serum diye çektiğim yazarlar şairler vardır elbet. Cemil Meriç, Ahmet Turan Alkan, Elif Şafak,  Stefan Zweig (nefis biyografileri için çok müteşekkirim ona), Tolstoy, Dostoyevski, Irvin Yalom, Peyami Safa ve tabii ki Ahmet Hamdi Tanpınar.  İsim yazmak diğerlerine haksızlıkta oluyor.

Şiirde daha çok antoloji okumaktan hoşlanıyorum. Üstünde emek sosu ile kitapçılarda yerini alan yeni nesil bir şiir dergisi arasındaki hiç bilinmeyen bir şairi de okurum, hepimizin gönlündeki klasiklerden de okurum. Tabii ki nesirde olduğu gibi zirvelerim vardır: N. Fazıl, M. Akif, Y. Kemal, C. Sıtkı, O. Veli, , N. Hikmet, Sezai Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Bahattin Karakoç, Y.B.Bakiler ve ismi yer darlığına kurban bir dizi -büyük- yürek tercümanı. Divan şairleri de okudukça damarlarıma coşku üfleyen -klasik- nefeslerdir. Özellikle divan şiirini okuduğum zaman "bizde neden klasik yoktur?" sorusunun boşta kaldığını görüyorum. Zira;"Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedima;/ Bir perı-i masal, bir hayal olmuş sana."

Beytindeki anlam ve ahenk başka hangi dünya klasiğinde bir araya gelebilmiş ki?

Mevlana, Yunus, Sadi, Karacaoğlan.... Sorunuz öyle ihatalı ki; kamil bir cevap verecek olsam "nerden bulaştık" demenizden korkarım.

Nasıl tanıştınız bu yazarların kitaplarıyla?

Zannederim sinenin açık olmasıyla ilgili bir durum bu. Bir pencerenin açık tutulması gibi basit bir çaba. Malum her biri güneş kudretinde olan bu yazarların-şairlerin ışığı pencerenizden ister istemez doluyor. Davranışları referans olan abilerin az olduğu bir ortamda pek çokları gibi tavsiye üzerine tanışmadım bu eserlerle. Onlar beni buldu desem yeridir. Çünkü her okuduğum eser bir başka abideyi tavsiye eden lezzetlerle doluydu.

Başucu kitaplarınızı sorsak...

Cemil Meriç'in "Bu Ülke" si, Ahmet Turan Alkan'ın "Yatağına Kırgın Irmaklar" ı bir bahane bulup, defaatle sayfalarındaki hazineyi  bana sunan ırmaklardır. Ahmet Kabaklı'nın antolojik çalışması da dahil olmak üzere -birisi divan şiiri antolojisi- birkaç yazarın şiir antolojileri başucumdan ayırmadığım kitaplardandır.

Farklı bir kitap üzerine çalıştığınızı söylemiştiniz. Ne durumda şu an?

Kendimi daha çok okur olarak konumlandırıyorum yazı dünyasında. Şahsi teveccühünüze de mazhar olduğunu bildiğim ŞATOM: BENİM ÜZGÜN YURDUM isimli kitap, yukarıda da arzettiğim gibi bir entellektüel çabanın sonucu değil de bir hal tercümesinin sonucudur.

Bu cümleden olarak kitabımızı okuyanların ikinci bir kitap beklentisine girmesi beni mutlaka bir kitap daha yazmalıyım noktasına getirmedi. Hatta tıfıl bir kitapçık hacminde sayılabilecek şiirlerimi bile ilk kitabın rüzgarına kapılarak yayınlayayım demedim.

Size bahsettiğim ikinci çalışmam ise doğal bir birikim. Çalıştığım sosyal hizmet kuruluşlarında her gün ayrı bir sevinç, ayrı bir dramla karşılaşıyoruz. Bunlardan bir kısmını insanlarla paylaşmanın güzel olacağını düşünüyorum. Ama yine aynı çalışma ortamı nedeniyle üzerimizde bir türlü başlayamadım diye düşünüyordum. Geçen gün notlarıma bir göz attığımda baktım ki, aslında bir kitap hacmini almışlar. Şimdi onları okuyucunun karşısına çıkaracak şekilde derli toplu bir şekle sokmak gerekiyor. Ne zaman olur doğrusu bilemiyorum.

Okumaya, yazmaya yeterince vaktim var

Yetiştirme Yurdunda büyümek bizim bildiğimiz yıpratıcı bir süreç. Size kaybettirdikleri-kazandırdıkları nedir?


Kavgada tokat aranmaz diye bir laf vardır. Böyle bir kâr zarar mülahazasıyla hareket etme lüksümüz yoktu. Yetiştirme yurdunda büyümek kendine özgü bir süreç tabi. Benim kendime yaptığım açıklama şu: orda büyümeseydim ne olabileceğim konusunda iyimser bir tahminim ve -benzer şartları taşıyan- imreneceğim bir örneğim yok etrafımda. Oysa şimdi; severek yaptığım bir işim, şükretmek için her gün ayrı güzellikler yaşatan bir ailem var. Okumaya yazmaya vaktim var. Küçümsenmesin bu lüks. İnsanların ekmek su kavgasında kendini unuttuğu bir zamandayız. Okumak hâlâ ekseriyetimizin mahrum olduğu bir zevk.

Kitabı satın almak için tıklayınız...


Kaynak: haber7
Sisteme Giriş

Sepet
Sepetinizde şu an için ürün yok.

Sepetim




Sitemiz 128 bit Rapid SSL sertifikası ile korunmaktadır.
www.hikmetkitap.com
Hikmet Neşriyat Dağıtım San. Tic. ve Ltd. Şti.
Sümer Mah. 24. Sok. No:13 Zeytinburnu / İstanbul
Fax:0212 4153335 Tel: 0212 415 2241 Pbx

hikmetkitap.com sitesi içerisinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin telif hakları hikmetkitap.com'a aittir.
Hiçbir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz ve kopyalanamaz.
Copyright © 2009 | Tüm Hakları Saklı